söylesem bir türlü, sussam bir türlü…

Siir - söylesem bir türlü, sussam bir türlü…

(Necati ŞİMŞEK)


Söylesem Bir Türlü, Sussam Bir Türlü…

Gördüğüm şeyleri gönül dostuma
Söylesem bir türlü, sussam bir türlü
Kulağım duydukça, gitse zoruma
Duymasam bir türlü, duysam bir türlü

Özgür bir kuş gibi uçsam yuvadan
Nasibimi alsam, dağdan, ovadan
Bardağı doldurmaz döksem kovadan
İçmesem bir türlü, içsem bir türlü

Gönlümü uzatsam dost kapısına
Bağdaşımı kursam baht sofrasına
Kendimi kandırsam, taht kavgasına
Kalkmasam bir türlü, kalksam bir türlü

Gönüldeki saray sanki virane
Göçmek için arar sanki bahane
Bu güne gelmişsin gönül daha ne
Göçmesem bir türlü göçsem bir türlü

Sadık yarim dedi sarıldı Veysel
Toprağı kendine eyledi mesel
Kum dipte kalmaz mı, yıkıp gitse sel
Görmesem bir türlü, görsem bir türlü

Yapma gönül, yapma yanarsın nara
Devasız yarayla gitme doktora
Yakmış seni kaşı gözü kapkara
Yanmasam bir türlü yansam bir türlü

Eylemişken dosta gönül hatırı
Sakınmasın artık, birkaç satırı
Üstüne gittikçe ürken katırı
Yazmasam bir türlü, yazsam bir türlü

Pırpır eden kalbin paralandıkça
Limeler’e dönüp yaralandıkça
Bembeyaz talihin karalandıkça
Ölmesem bir türlü, ölsem bir türlü

Gözlerimi sana açtım ya ömür
İçimdeki hasret, sürerek büyür
Zengine bakmadan fakiri doyur
Vermesem bir türlü, versem bir türlü

İnandığın her şey sanma göçecek
Ömür belli değil nasıl bitecek
Öldüğünü bilmem kimler görecek
Bilmesem bir türlü, bilsem bir türlü

26/01/08
Necati ŞİMŞEK
Ankara
Necati ŞİMŞEK
2008-01-26 00:00:00 (1468)